Değer mi Buna Kardeşim?

Hiç düşündük mü bir şeyi neden bu kadar inatla savunuyoruz. Veyahut neden buna bu kadar bağlıyız? Doğru veya yanlış ne olursa olsun inandığını savunmak…

Çıldırmışçasına…

Dıştan bakıldığında bu duygunun güzel bir şey olduğu aşikâr, peki bunları yaşarken karşımızdakine verdiğimiz zararı görebiliyor muyuz? Bir arada oturduğumuzda karşı görüşlü olduğumuz konuları saygı içerisinde konuşabiliyor muyuz?

Çok soru sordum değil mi? Halihazırda cevaplar hazır. ‘Hayır’, ‘-Bana göre…’, ‘Yanlış düşünüyorsun…’, ‘Bana inanmalısın…’

Hiçbirimiz savunduğumuz şeylere toz kondurmuyoruz, en doğru düşünceler sadece onlar olabilirmiş gibi davranıyoruz. İstemediğimiz yanıtlar gelince hemen tezimizi savunmaya geçiyoruz. Çünkü her zaman bizim savunduklarımız en doğrusu. Hiç yanlışı olmaz. Bu kadar bağlı olarak çevremizdeki değerleri görmüyoruz. Fanatik bir biçimde kendi değerlerimizi oluşturuyoruz. Değerimizi kabul etmeyene ya da daha önemli değerler var diyene karşı çıkıyoruz. Onu eleştiri ile ezmeye çalışıyoruz. Kendi düşünce ve değerlerimizi kabul ettirene kadar üstün bir çaba gösteriyoruz. Konu tekrar burada bir paradoksa dönüşüyor. Benim değerim kabul edilecek, evvela etti diyelim bu sefer de diğer düşüncemi kabul edecek. Peki bunun bana zararı yok mu? Burada en büyük zararı düşüncesini kabul ettirmeye çalışan kişi görüyor. O değer ki -Uzlaşı- orta yol birçok problemin, kördüğümün çözümüdür. Elbette ki ‘A’ düşüncesi olduğu yerde ‘B’ karşı düşüncesi de olacaktır. Ve en önemli nokta düşüncelerin çıkış noktasından gelen problemin tamamında görülen ve tarafların kabul etmediği orta yol olan ‘C’ noktası vardır.

Bütün bunlar hayatın bir gerçeği iken biz bunları hala görmüyoruz. Neden hala bildiğimizi okumakta ısrar ediyoruz? Bunları değiştirmek bizim elimizde. Gelin, hep beraber Değerlerimizi, dostluklarımızı, daha da önemlisi duygularımızı bu yolda kaybetmeyelim.

Yılmaz ALACA

Taha YASİR

SBKY bölümü öğrencisiyim. 20 yaşındayım. Teorik bilginin yanı sıra halkın iç sesini kendime yön edinirim.